Kendimi düzeltiyorum

Beni ne kadar takip ediyorsunuz bilmem, bilemem ama ben normalde iddia yazmam, dedikodu yazmam, belgesi olmayan hiçbir şeyi de köşeme taşımam.
Paylaş:

Sevgili okuyucum…

Beni ne kadar takip ediyorsunuz bilmem, bilemem ama ben normalde iddia yazmam, dedikodu yazmam, belgesi olmayan hiçbir şeyi de köşeme taşımam.

Fakat, özel gereksinimli bireylerle ilgili yani daha yaygın bir tabirle engelli vatandaşlarımızla ilgili bana öyle şeyler anlatıldı ki, köşeme taşımadan edemedim.

Evet, belki de yanlış yaptım, belki de bu iddiaların belgesi olmadan paylaşmamalıydım. Ama bu iddialar karşısında susmam olmazdı. Kendime yediremezdim. Ben, bu iddiaları da sizinle paylaşmadan edemezdim.

Tabi ki, heyecanla birçok yanlış yapmış olabilirim. Birçok kişinin de kalbini kırmış olabilirim. Ama reflekslerimle hareket ettiğim için bunu mazur görmenizi rica ediyorum.

“Engellilerin parasına nasıl çöktüler” başlıklı yazımda ciddi iddialar ortaya atmıştım. Belki birilerinin dikkatini çeker ve araştırır. En azından bunu meclis gündeminde direkt olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na sorulabilir veya Dışişleri Bakanlığı’ndan bilgi alınabilir diye düşündüm.

O yazımı okumayanlar için buraya bir link bırakıyorum.

https://www.nobetcigazete.com/yazarlar/onuralp-ozalp/engellilerin-parasina-nasil-coktuler/407/

Öncelikle yazımda yaptığım en büyük hata RAM’ın Rehabilitasyon Merkezi’nin kısaltması olarak almışım. Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) ile Rehabilitasyon Merkezleri ayrı kurumlardır. İnternet medyasının bize vermiş olduğu güç ile bu sorunu aştık ve düzelttik.

***

Bir başka düzeltmem gereken şey ise; “MOYAD Kurucu Başkanı Canan Cihan’ın bu iddialardan haberi yokmuş” cümlesi olmalı.

Zira bu cümle hem kendileri hem de başkaları tarafından “Hiçbir şeyden haberi yok” şeklinde algılanabilir ki, doğru da söylüyor. Tabii ki birçok bilgisi var sayın Canan Cihan’ın…

Kendisinin hiçbir şeyden haberi yok demek değildi amacım. Öyle bir algının oluşabileceğini düşünmemiştim. Canan Cihan, Otizm Meclisi’nin kurucularından ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki özel eğitime gereksinim duyan bireyler komisyonlarına defalarca rapor vermiş ve çalışmalara katılmış, yıllardır da sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak hizmet veren bir isim. Sadece, asıl kaynağının Avrupa Birliği’nin desteğiyle Dünya Bankası tarafından Türkiye’ye fon bağlandığını ve bu paranın aslında tüm engellilere verilmesi gerektiği hakkındaki iddialardan haberdar olmadığını ifade etmem gerekir.

Kaldı ki… Sayın Canan Cihan, engelli bireylerin ayrım gözetilmeksizin bir gelire sahip olması gerektiğini savunanlardan.

Bursa’da 15 bin ailenin evde bakım ücreti aldığını bildirdi MOYAD Başkanı Cihan… 3 bin 300 küsür lira evde bakım ücreti alarak geçimini sürdüren ailelerin olduğunu ifade etti. (Ne kadar acı değil mi?)

Evet, engelli aylığı veriliyor. Fakat, her engelliye verilmiyor. Özellikle Kaymakamlığın kriterleri çok fazla ve zor.

Mesela Rehabilitasyon Merkezlerinde alınan haftada 2 saat ayda 8 saat olan eğitimlerin de yetersiz olduğunu söylüyor Canan Başkan. Mutlaka ayda 40 saat olması gerektiğine de vurgu yapıyor.

Bir de bana eleştirisi vardı.

O toplantının amacı tabi ki otizmli bireylerin aldığı eğitimler hakkında bilgi vermek, haklarını, hayallerini ve projelerini biz basın mensuplarına anlatmasıydı. Bense bunu ikinci plana atmıştım. Hatta yazımın uzun olduğu gerekçesiyle birçok şeyi de yazmamıştım.

Mesela, iş yerlerinin yüzde 3 engelli kotasını hafif engellileri seçerek doldurması en fazla şikayet ettikleri konuydu. Mesela otizmli bireylerin tam olarak bağımsızlığını kazanabilmeleri tam anlamıyla istihdama girebilmeleriyle olabiliyor. Bunun için de devletin teşvik edici önlemleri alması gerekir. Bunlardan biri de iş koçluğu…

Daha açık ifade etmek gerekirse otizmli bireylerin odaklandığında ve monoton iş konularında herkesten daha başarılı olacağı daha önceki iş deneyimlerinden bellidir. Fakat, işletmeler otizmli bireyler için bir de iş koçu çalıştırmak zorunda olduğu için bunu tercih etmiyorlar haliyle. Bu konuda da devletin elini taşın altına koymasını ve iş koçlarının maaşlarını da karşılamalarını istiyorlar ki bu da en doğal hakları.

Tabi bu konuda en önemli örnek de Eker Süt firması. 12 otizmli birey 3 de işçi koçu 1 de süpervizör çalıştırıyor. Gerçekten çok profesyonelce düşünülmüş bir çalışma şekli.

****

Bu düzeltmeleri yaparken farklı bir noktaya daha temas ettiğimi fark ettim.

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Öğretmenleri oldukça sıkıntı çekiyorlarmış.

Aynı 10 binlerce ücretli öğretmen gibi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Öğretmenleri de özlük haklarından mahkumlar.

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde öğretmenler, eğitimciler sorunlarına çözüm bekliyor. Öğretmenler arasında özlük hakkı, maaş, çalışma şartları ayrımını bitirecek yasal düzenleme talep ediyorlar.

Biraz empati yapmanızı rica ediyorum…

Öğretmensiniz ama;

1. Öğretmen özlük haklarınız yok.

2. Öğretmen çalışma koşullarınız, şartlarınız yok.

3. Öğretim yılına hazırlık ödeneğiniz yok.

4. Ara tatiller, sömestr, yaz tatili yok. Yılın 12 ayı çalışıyorsunuz. Sadece hafta bir gün zorunlu tatiliniz var. Buna rağmen mevsimlik işçi muamelesi görerek belirli süreli iş sözleşmesine zorunlusunuz.

5. Asgari ücret veya civarlarında maaş alıyorsunuz.

6. Eğitimde sorumluluklarınız Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ama siz sözleşmeyi özel kişi ve kurumlarla yapıyorsunuz.

7. Güvencesiz çalışma koşullarında kurum sahibinin her türlü keyfiyetine açıksınız.

8. Mesleğinizde edindiğiniz tecrübenin size, kariyerinize hiçbir katkısı yok.

9. Taşeron işçiliğin vasıflısını yapıyorsunuz ama işçiye kadroda isminiz geçmiyor.

***

AK Parti Milletvekili Av. Özlem Zengin, 24 Kasım Öğretmenler gününde bir istatistik paylaştı.

“2000'li yıllarında başında Türkiye'de 500 bin öğretmenimiz vardı. Bugün özel okullarda da görev yapan öğretmenlerimizle bu sayı 1 milyon 200 bine ulaşmış durumda. Yüzde 140 oranında bir artış var” açıklaması öylesine eleştirildi ki…

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Öğretmenleri, “Özel sektörde çalışan öğretmenleri istatistiklerde öğretmen sayarken özlük haklarımıza gelince öğretmen değilsiniz diyor. Biz öğretmen olduğumuzdan eminiz de devlet ne zaman bizim öğretmen olduğumuzu kabul edip öğretmen haklarımızı verecek?” diyerek sosyal medyadan tepki gösterdi.

Doğru…

***

Son Not!

Büyük üstat Aziz Nesin’in “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” adlı oyunu geliyor aklıma.

Devletin işine geldiğinde Yaşar, yaşıyor. Ama devletin işine gelmediğinde Yaşar, ne yazık ki yaşamıyor.

Aynı ücretli ve özel okul öğretmenleri gibi…

Benzer Haberler:

Yorum

    Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış.

    YORUM YAZIN

Kendimi düzeltiyorum