Her seferinde yanlış anlaşılan BBP!
Nöbetçi Gazete’nin Yayın Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Enver Akasoy, 3 Aralık 2022 tarihli yazısında ‘Alfatlı da Bursa'da masa kurdu!’ başlığıyla duyurmuştu, Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı’nın basın mensuplarıyla buluşmaya başladığını.
Biz de mesai arkadaşım Gözde Şahin’le birlikte bu masanın konuğu olduk.
Bizimle birlikte NormHaber.com’dan Bülent Civanoğlu, Furkan Kahraman ve İlhami Yıldız, Bursa Lider Gazetesi Yazıişleri Müdürü Ahmet Kundakçı, enBursa.com’dan Yüksel Baysal da masanın konukları arasındaydı.
Doğal gündemin ilk maddesi EYT’ydi…
Hükümetin yıllarca direndiği, ‘çift dikiş maaş mı alacaksınız’ dediği, erken yaşta emeklilik konusu ülkede büyük bir rahatlama yaşatmış gibi. Fakat artık daha büyük bir sorunumuz olmaya başladı.
Binlerce kişi üretime katkı koymadan devletten para almaya başlayacak.
Enflasyonun en yüksek olduğu dönemde bu EYT konusunun çözülmüş olması, tabii ki seçime yönelik bir çalışma…
Ama doğru bir hamle mi?
Şahsen ben bu politikayı desteklemedim, hiçbir zaman da destekleyeceğimi düşünmüyorum.
Yaşı 60’ı yada 55’i geçmeyen her bir bireyin emekli olması bence çalışanların üzerine yüklenmiş bir yük gibidir.
Zira bir çalışan, hem kendi hem de emekli bir vatandaş için çalışmaya başlamış olacak.
Ayrıca üretimden çekilen her işçinin yerini de bir Suriyelinin doldurmayacağının garantisi verilebilir mi?
Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, konuyla ilgili 3 yıl önce kendilerinin verdikleri öneriyi bir kez daha söyledi…
“Kademeli olarak çıkarılmalıydı bu EYT. Yani önce çalışmayan vatandaşlarımız emekli edilmeliydi, sonra kadınlar ve en son da tüm gününü dolduranlar. Bir mağduriyet olduğu ortada. Bunun çözülmesi gerekiyordu. Tam istediğimiz gibi olmadı ama yine de çözüldü.
Ama yine de bir Kemal Kılıçdaroğlu algısı var. Yani bunu çözebilecek tek yetkili mercii çözdü ama bunu sanki Kemal Kılıçdaroğlu çözmüş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu mağduriyetin siyasallaştırılması doğru değil.”
Ben yine de katılmıyorum Alfatlı’ya… Şu anda 44 yaşında bile gününü dolduran emekli oluyor. 44 yaş Dünya Sağlık Örgütü’nün bile genç tanımına uyuyor. İnsanlar şu anda erken yaşta emekli olmanın keyfini çıkartacaktır.
Ve emeklilerin yükünü de emekli olmayanlar çekecektir.
Daha fazla vergi yükü kapımızda!..
***
Ahh ahh bir nokta daha var ki içimi yakıyor!..
O da bizim şu devletin öğrenciyken verdiği kredi.
Biz her zamanki Türk mantığıyla nasıl olsa seçim geliyor, borcumuzu tek kalemde silerler diye düşüne düşüne 7 yıl kaçtım ödeme yapmaktan.
11 bin 200 liranın altına imza atmıştım halbuki…
Sonra bir gün Kemal Kılıçdaroğlu çıktı ve dedi ki… “Borçlarınızı ödemeyin sabredin.”
Sonra hemen iktidar (Cumhur İttifakı) KYK borçlarının faizlerini silmeye başladı.
Zamlar anında uygulanmaya başlanırken söz konusu faiz borcunu silmeye gelince öğrenciler aylarca adeta e-devlete abone oldu!.. Sosyal medyaya girmekten daha çok e-devlete girip faizlerinin silinip silinmediğine baktı…
Birebir yaşadığım tecrübeyi, birçok genç arkadaşımın da yaşadığını düşünüyorum.
Bu yüzden sizinle paylaşmak istiyorum.
***
Ödemediğim için sürekli gecikme zammı gelen borcum her geçen gün katlandıkça katlandı.
Sonunda 22 bin liraya kadar dayanmıştı…
Fakat bu faizlerin silinmesi söz konusu olunca elbette sevinmiştim…
“Oh be” dedim. Sonunda ana parayı ödeyip kurtulacağım bu devlet yükünden…
Geçen hafta hesaplarıma bloke konuldu. Bankadaki paramı harcayamaz oldum.
Vergi Dairesinden gelen mesaja göre KYK borcu olarak gözüken 17 bin lirayı ödemem ve blokeyi kaldırmam isteniyordu. Tabii bu mesaj cuma günü geldi!.. O gün gidip yatıramayacağım için pazartesiyi beklemek zorunda kaldım. Tabi hafta sonu parasızlıktan bir tarafa kıpırdayamadım…
Pazartesi günü de program yoğunluğum nedeniyle Vergi Dairesi işi ertelenmek zorunda kaldı.
En sonunda salı sabahı gittim Vergi Dairesi’ne…
17 bin lira borcum olduğu için hesaplarımdaki paraya bloke konulduğunu söyledi memur efendi. Peki, o zaman yapılandıralım diyerek hemen bu blokeden kurtulma isteğimi belirttim kendilerine…
Müdürün yanına gittik… Borcunuzun yüzde 10’luk kesimini öderseniz geri kalanını yapılandırabiliriz dedi. Tamam dedim, blokeyi kaldırın da ödeyeyim bin 700 lirayı…
Maalesef parayı ödemeden bloke kalkmıyormuş.
Hayat kurtarıcım babamı aradım hemen… Yıllar sonra kendisinden para istemek zorunda kaldım…
Hesaplardan blokeyi kaldırmayı sonunda başardık.
Aldığım faturada, ödediğim paranın yarısından azını ana para olarak, yarısından daha fazlasını ise gecikme zammı olarak kestiklerini fark ettim!..
Eee hani devlet bu faizleri silmişti?
İşte bunu anlattım Cumhur İttifakı’nın 3.cü ortağı BBP’nin Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı’ya…
Alfatlı, dikkatle dinledi beni…
“Olur mu öyle şey? Ona bakmak lazım” diyerek notunu aldı.
Umarım gerçekten yanlışlık vardır bu olayda!..
***
Karşımızdaki kişi Büyük Birlik Partisi’nin en büyük temsilcilerden biri olunca haliyle, adeta şehir katliamının fermanını yazan ‘İmar Affı’yla ilgili Genel Başkan Mustafa Destici’nin Meclis’e kanun önerisini de gündeme taşımadan edemedim tabii ki…
Her 3-4 yılda bir çıkartılan imar affı, şehirlerin karmaşasını daha da karıştırıp, içinden çıkılmaz bir hal alınmasına neden oluyor.
“Sayın Destici böyle bir katliama nasıl ön ayak olabilir?” şeklinde bir soru yönelttim Alfatlı’ya…
Ekrem Alfatlı da, “Belki de biz bu olayı tam anlatamadık. Orada yanlış bir anlaşılma var. Hükümet 2017 yılına kadar yapılmış yapılarla ilgili imar affı çıkardı. 10 milyon müracaat vardı. Müracaat süreleri uzatıldı. Bir heyet bunları kontrol edecekti. Nasıl müracaat edileceği, hangi yol izleneceğiz, nasıl yol kat edileceği tam olarak anlatılmadı. Herkes yararlanamadan süreç tamamlandı. Süreç tamamlandıktan sonra yine 1 buçuk milyon mağduriyet oluştu. Yani yapısını 2017 yılından önce yapmış, harcını yatırmış vs… Bu kişiler süreci tam olarak tamamlayamadığı için evlerinde yıkımlar başladı. Dolayısıyla biz de kanun teklifini yine 2017 yılını baz alarak verdik. Buradan yeni bir imar affı algısı çıkmasın. Yeni bir talep değil, yeni bir imar affı istemiyoruz. Sadece mağduriyetler giderilsin istiyoruz” açıklamasında bulundu.
Bana göre bu mağduriyetler insanların kendi kendine yapmış olduğu mağduriyetlerdir. Ne kaçak yapısını yaparken ne de şehirlerin idam fermanı olan imar affından yararlanamayarak kendi kendilerine bir mağduriyet yaratmışlardır. Bence cezalarını çekmelerinde de herhangi bir sıkıntı yoktur!..
Bir buçuk milyon yapının mağduriyeti giderildiğinde de daha büyük mağduriyetler ortaya çıkacaktır. En önemlisi ise ‘Kentsel Dönüşüm’ mağduriyetleri…
***
Son Not!..
Herkes gazetecilerin karşısına tek başına çıkma cesareti gösteremez. Bu konuda gerçekten Ekrem Alfatlı’yı kutlamak gerekiyor.
Ardı ardına sorduğumuz sorulara, tek tek cevap vererek büyük bir sınav vermiştir. Teşekkür ederiz.






Yorum