Dezenforme olduk!..
Bursa Büyükşehir Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın himayelerinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde ‘Türk Dünyası Yeni Nesil Medya Çalıştayı’ düzenledi.
Yeni Nesil Medya, bugün işin içinden çıkılamaz bir hal aldığı için gerçekten ne anlatılacağını merak ederek gittim…
Birçok basın mensubu da oradaydı.
Toplantı öncesi Ekonomi Gazetesi Muhabiri Ali Şahin, Uludağ Gazetesi Yazıişleri Müdürü Sercan Selçuk, Kent Gazetesi Editörü Esra Can ve CEP TV Muhabiri Özgür Can ile fuaye alanında sohbet ederken, Bursa Hakimiyet Gazetesi Köşe Yazarı sevgili ağabeyim (Yazılarından aldığım derslerle her gün beni geliştiren) Namık Göz’ün moderatörlüğünde gerçekleşecek ‘Medyada Dezenformasyon ve nefret söylemi ile mücadele’ başlıklı 1.ci oturumda konuşmacılara bir göz attık.
Azerbaycan İçtimal TV Türkiye Büro Şefi Ramin Hüseynov, Star Gazetesi’nden Sevil Nuriyeva İsmayılov, Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran ve Haber 7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli’nin isimlerini en azından haklarında ufak da olsa bilgimiz olsun google’da arattık…
Namık Göz, ilk olarak sözü Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran’a verdi.
Ve “dakika bir, gol bir” yorumunu yapacağım şu sözü söyledi:
“Türkiye’de medya geçmiş dönemlere göre kıyaslandığından en özgür dönemini yaşıyor.”
Önce bir kulaklarıma inanamadım tabii… Fakat, devamında konu şuraya bağlandı.
“Türkiye’de medya özgür olsaydı 1960’da darbe yaşanmazdı. 1971 muhtırası, 1980 darbesi gerçekleşmezdi. 28 Şubat’ta seçilmiş bir hükümet gitti. Medyanın katkılarıyla bu darbe gerçekleşti. Medya özgür olduğu için 15 Temmuz darbe girişiminde ilk kez seçilmişler halkıyla beraber, darbecilere karşı çıkmıştır. İlk kez merkez medya (A-haber, ATV ve diğerleri) seçilmiş sivillerin yanında yer aldı ve seçilmiş iradeye sahip çıktı.”
***
O geceye geri dönün lütfen!..
Darbe söylentileri ilk olarak nerede başladığına bakın!..
Sosyal medyanın nasıl kullanıldığına bakın…
Özellikle Haziran 2013’te Gezi Olayları sırasında bir kitleyi sokağa dökebilen sosyal medya defalarca yasaklanmak istenmesine, kısıtlama getirilmek istenmesine rağmen sadece 3 yıl sonra 15 Temmuz 2016’da tüm ülke sosyal medyadan yararlanarak sokağa döküldü ve darbecilere karşı çıktı…
Mesele televizyon muydu, yoksa her an elinin altındaki sosyal medya mı?
***
Kenan Kıran, tarihte yolculuk yapmaya başladı. 6-7 Eylül olaylarını o günkü gazete başlığına bağladı.
Aydın Doğan’ın başında bulunduğu dönemdeki Hürriyet Gazetesi’nin manşetlerini gösterdi.
Ve Hrant Dink cinayetine geldi… Kırılma noktası olarak niteledi Hürriyet Gazetesi’nin ‘Kamera Depremi’ manşetini… Ve bu cinayette de FETÖ’nün parmağının olduğunu vurguladı. “Failinin FETÖ olduğu kesinleşmedi ama FETÖ’nün polisleri ve askerleri tarafından buna yol verdiği mahkeme tarafından belgelendirildi” dedi.
Hatta Ogün Samast’ın Türk bayraklı fotoğrafını yayınlayan Ercan Gün’ün Cihan Haber Ajansı’nda ve Zaman Gazetesi’nde çalıştığını vurgulayarak “Ne hikmetse bu olaydan 11 gün önce FOX TV’ye geçti. Ve ilk kez bu görüntüleri FOX TV üzerinden yayınladı. Bu görüntüler üzerinden jandarma ile Türk Silahlı Kuvvetleri hedef alındı” açıklamasında bulundu.
Bunları söylemişken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “128 Milyar Dolar Nerede?” yazılı twitini göstermeyi de unutmadı…
İşte tüm bu örnekler medyadaki dezenformasyon için verildi…
Bu manşetler de basılı medyanın özür olmadığı dönemden ve sürekli olarak birilerinin yaptırdığı haberler olarak lanse edildi.
Doğrudur-yanlıştır. Ben orasına karışmam.
Verdiği örneklerin birçoğunda ben yaşamıyordum bile, yaşadıklarımda ise henüz aklım kemale ermemişti.
Ama anladığım şu ki; o dönem medya bu kadar kontrol altına alınabilmiş değildi. Şimdi kontrol altına alındığına göre, tamamen özgürüz…
****
Yukarıda da bahsetmiştim ya… Kenan Kıran’ı google’da arattık diye…
Görseller kısmına tıkladığınızda şöyle bir tweet göreceksiniz…

3 Aralık 2013 tarihli tweette Kenan Kıran, “Kemal Kılıçdaroğlu, Fethullah Gülen Cemaatini neden bitirmek istiyor? Belgeyi görünce şok olacaksınız” yazıyor…
Aynı gün bir tweet daha atıyor.. “CHP’nin Fethullah Gülen Cemaatini bitirme planı yarın AKİT’te…”
O habere ulaşmak için bir link bırakıyorum.
https://www.yeniakit.com.tr/haber/chpden-guleni-bitirin-onergesi-7805.html
***
“CHP nasıl FEÖ’ye teslim oldu? “Flood” çalışmasıdır… “Flood”u okumakta kamu yararı vardır… Devamı gelecek.”
Diyerek, 29 Haziran 2017 yılındaki tweetini alıntılamış… Peki onda ne yazıyor?, “Tarih: 7 Mayıs 2010 FETÖ düğmeye bastı ve http://habervaktim.com adlı haber sitesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kasedini yayınladı”
Hadi biraz daha araştıralım…
“FETÖ, Ergenekon ve Balyoz sanıkları arasında irtibat mutlaka çıkarılmalıdır. Refahyol hükümeti döneminde 28 Şubat darbesini gerçekleştiren, AK Parti iktidarında darbe girişiminde bulunan sanıkların aklanması dikkat çekicidir”
Tweetini de görürsünüz…
Yani aslında durum şu…
Bugün bize ‘dezenformasyonla mücadele ve nefret söylemi’ hakkında çalıştaya konuşmacı olarak katılan Kenan Kıran, biraz kendi geçmişine baksa dezenformasyonu kendisinin yaptığını fark edecektir.
***
Zira, bende aslında bunları kendisine hatırlatmak istedim.

Oturumun sonunda bir-kaç soru alan Namık Göz’ün izniyle Kenan Kıran’a aynen şu soruyu yönelttim…
“Sadece isminizi Google’a yazınca çıkan tweetler var. Siz de biliyorsunuz. (Yukarıda yazdıklarımdan birini hatırlattım kendisine.) Sorum şu olsun… Zamana göre mi bilgiler yalanlaşıyor. Sizin de 2 tweetiniz bir biriyle çelişiyor. 2013 yılında yazdıklarınız mı yalan, yoksa sonrasında yazdıklarınız mı yalan?”
Elbette bir cevap verdi Kenan Kıran bey!..
Fakat, siyasetçilerin mantığına sığınarak. Yani ne kadar uzun ve farklı şeylerden konuşursak soru o kadar havada kalır mantığı!.. Fakat, karşısında kendisi gibi bir gazeteci vardı. Ve soruyu soran da oydu… Ona bir vatandaşa cevap verir gibi cevap veremezsiniz.
Hadi bir de cevabı yazayım aynı şekilde… Bakalım sizler anlayacak mısınız?
“Evet hatırlıyorum. Hatırlattığınız için de tekrar teşekkür ediyorum. Devlet FETÖ ile mücadele ederken, ilk insan kaynağı olarak dershaneleri kapatma sürecine gitti. FETÖ’nün en önemli insan kaynağı olarak dershaneleri kapatmak istedi. O dönemde Cumhuriyet Halk Partisi dershanelerin kapatılmasına da karşı çıktı. Biz şunu ifade ettik o dönemde. Kemal Kılıçdaroğlu’nun imzasının da olduğu 72 milletvekili F tipi yapı, Fethullah Gülen’e yakın, kolej, okul ve dershaneler laik değişime karşı insan yetiştiriyor diyerek bir soru önergesi vermiş. F tipi yapı iken Fethullah Gülen terör örgütü olmadan önce CHP dershanelerin kapatılmasını savunurken, devletin yargı sistemi bu yapının terör örgütü olduğunu tescil ettikten sonra dershaneleri savunması çelişkiye kaçar. Orada hiçbir tesadüf yok. Yani haberin tamamı okunduğunda F tipi yapıyken CHP kapanmasını isterken FETÖ olduktan sonraki eleştiridir haberde.”
Oturum sonrası kendisiyle birebir tanışma fırsatı yakaladım.
Verdiği cevaplardan tatmin olmadığımı bildirdim. Biraz daha üzerinde konuştuk.
Mesele şu arkadaş…
“Dün dündür, bugün bugün” mantığı bir bırakalım önce… Sonra daima önümüze bakalım.
***

Son Not!..
Bu ülkede her şey bir anda değişebiliyor. Dünün kahramanları bugünün hainleri olabiliyor mesela. (Örnek: Hakan Şükür)
Ya da tam tersi…
Dünün hainleri bugünün kahramanları olabiliyor.
(Örnek: Ergenekon ve Balyoz davaları)
İşte bu nedenledir ki, neyin doğru neyin yalan olduğu sadece ve sadece şeffaf bir yönetimle ortaya çıkar.
Siyaset her zaman yanılır yanılmasına da zemin her zaman hazırdır.
Bugün, Cumhurbaşkanı bile kandırılabilir. Fakat, biz gerçek gazetecilerin kandırılma, yanılma lüksleri yoktur.
Dün savunduğunu bugün de, yarın da savunmak zorundasın…
***
Gerçekleştirilen Yeni Nesil Medya Çalıştayı’nda konuşmacıların sadece bir tanesinden büyük bir verim aldım. TRT Haber Dijital Yayın Uzmanı Sercan Türkyılmaz… Onunla ilgili de bir yazı yazmak nasip olursa planlarımın arasında var…






Yorum