Çek taksiyi Halep'e…
Benim için taksiye binmek hep lüks olmuştur. Her zaman taksiye verdiğim paraya acıyorum maalesef.
Fakat, bindiğimde de tüm şehrin haberini taksici ağabeyimizden alırım.
Bindim, taksiye… “Bursa’dan ne haberler var?” diye sordum…
“Ne Bursa’sı abi…” dedi.
Ne demek ne Bursa’sı? Yanlış şehrin taksisine binmiş değilimdir herhalde diye düşünürken, taksici ağabeyimiz anlatmaya başladı.
“Genelde Halep’e çalışıyoruz” dedi…
Şaşkınlık devam ediyor haliyle…
“Taksiye genelde Suriyeliler biniyor. Diyorlar ki, ‘Halep’e gidelim’ ilk başlarda anlayamıyordum. Ne Halep’i falan diye soruyordum da sonradan anladık ki, Halep dedikleri yer, bildiğiniz bizim Çarşamba Mahallesi’ymiş. Bursa’nın her yerinden Çarşamba’ya müşteri taşıyorum. Adını bile değiştirmişler oranın” dedi.
“İyi para bırakıyor mu bari?” diye sordum, kendi ülkemde yabancı olduğum en saf halimle…
“Yok ağabey. Ne olursa olsun, adamlar sürekli pazarlık yapıyorlar. Taksimetreyi hiçbir zaman kapatmam ben. Ne yazıyorsa onu alırım. Ama şu pazarlık yapma huylarından bir türlü vazgeçmediler. Hep içeri giriyorum. Bende artık baştan anlaşıyorum. ‘Taksimetre ne yazarsa onu alırım’ diyorum. Israr ederlerse almıyorum.”
****
İki dakikada Bursa’yı, Bursa vatandaşını anlayabildik.
Bizim gündemimiz ne kadar siyaset olsa da onların gündemi tamamen Suriyeliler.
Vatandaşın gözünden baktığımızda, Türk’ün işini elinden alan, Çarşamba’yı işgal eden, her köşe başını tutan, artık mafya kurabilecek kadar güçlenen Suriyeli Arap etnik köken milliyetçiliği yapılmaya başlanmış.
Haksızlar mı?
Değil!..
Vişne Caddesi’nin patronları, “Suriyeliler olmasa çalıştıracak adam bulamayız” diyorlar. Tabii derler, kayıtsız, kuyutsuz, şartsız, koşulsuz çalıştırabileceği adamı nereden bulacaklar. Bir de yeni bir şehir efsanesi çıkarmışlar.
“Suriyeliler çok çalışkan, Türkler ise kaytaracak yer arıyor. Suriyeliler her işi yapıyor, Türklere iş beğendiremiyoruz…” gibi cümlelerle kendi vicdanlarını mı rahatlatıyorlar, yoksa yaptıklarına kılıf mı arıyorlar bilinmez.
Suriyelilerden kazandıkları paralar, Türklerden kazandıklarından fazla olunca meydan tamamen onlara kalıyor.
Mesela İnegöl’deki mobilyacıların laflarına bakalım: “Suriyeliler olmasa çalıştıracak adam bulamıyoruz.”
O cümlenin aslı şöyle olmalı: “Suriyeliler olmasa sömürecek Türk bulamıyoruz.”
Patronlar, Suriyelileri veli-nimet olarak görürse, Suriyeliler de gelir Bursa’nın göbeğine Halep’i kurar…
Sonra da onları oradan göndermenin formülünü aramak zorunda kalırız.
****
Çarşamba’yı kurtarma formülünü ilk olarak DEVA Partisi Osmangazi İlçe Başkanı Yasin Gök’ün ağzından yazmıştım.
Daha sonra bu formülü Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’tan da duydum…
Nedir o?
Kentsel dönüşüm!..
Tüm Çarşamba ve Altıparmak, kentsel dönüşüme girerse orasının yapısı tamamen değişir.
Fakat, dünyanın parası gider!..
Hatta Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Kentsel dönüşüm lafı bile etmek istemiyorum. Ne zaman bu lafları dillendirsek hemen fiyatlar uçuyor… Maliyeti yükseliyor, iş zora giriyor” diyerek fırsatçıların kısa yoldan para kazanma taktiğini gözler önüne seriyor.
Aslında tüm mahalle olarak kentsel dönüşüme girse çok iyi olabilir.
Yapılan bina kadar yeşil alan yapılmak zorunda kalacak. Karma karışık, dar sokaklar yerini, geniş ve daha düzenli yollara bırakacaktır.
****
Konuya geri dönecek olursak, mesele zaten sadece Suriyeliler değil!..
Suriyeliler Çarşamba’dan çıkar, başka mahalleyi işgal eder. Mesele aynı etnik köken ve aynı milletten olanların aynı bölgede yoğunlaşmasını engellemek.
Yabancıya mülk satışlarına sınırlama getirilirse, bu sorun aşılır.
Keşke en başından bu sınırlama getirilmiş olsaydı.
Olmadı!..
Şimdi olur mu?
Gerçekten güçlü bir siyasi iradeyle olur…
****
Tabii her şeyi devletten beklememek lazım. Sırf daha fazla para veriyorlar diye Suriyelilere ev kiralayanlar veya satanlar da biraz duyarlı olması lazım.
“Bana ne ben evimi satar giderim, gerisi ne yaparsa yapsın” mantığıyla hareket ederseniz, eski mahallenize asla giremezsiniz.
****
Son Not!..
Söylediğim gibi Çarşamba ve Altıparmak, artık Halep diye geçiyor. Sadece isim değişmiş olsa ne ala… Mesele sadece Suriyelilerin olduğu bölgeye Türklerin tedirgin bir şekilde giriyor olması. Neredeyse tüm Suriyeli serseriler Kültürpark’ı da işgal etmiş durumda. 7’den 70’e herkesin gezebildiği Kültürpark’ta artık tek başına gezmek yürek istiyor. Her an kümelenmiş bir Suriyeli grupla karşılaşabilir, sözlü ve fiziksel tacize uğrayabilirsiniz…






Yorum